|
insanlar; |
|
|
|
|
||
|
|
|
kanatsız barbarlık... |
Kuşlar, bu dünyada insanlar ortaya çıkmadan önce de vardı.
Hiç değişmedi kanatlı uygarlıkları;
binlerce yıl hep aynı şekilde öttüler, hep aynı şekilde göçtüler.
Derken dünya kansere yakalandı; dokusunda “insan”a rastlandı.
Ne radyoterapiden, ne de kemoterapiden cevap alındı;
insanlar çoğaldı.
İnsanlar dünyanın derisinde kocaman delikler açtı;
kirletti, tüketti, kesti, yaktı, ciğerlerini sarıp onu oksijensiz bıraktı.
Bir gün bu habis tümör kuşlara da sıçradı. Kanatsız barbarlık yana yana kaçan kanatlıları,
adam gibi yanmaları için canlı canlı yeniden ateşlere attı.
Ardından ne kuş uçtu, ne kervan geçti;
ne şeker, ne kaymak, ne de bal geldi.
Aristophanes sağ olmadığı için, yapıtları arasında "en komiği" olacak
"İnsanlar" komedyasını yazamadı;
Alfred Hitchcock sağ olmadığı için, yapıtları arasında “en korkuncu” olacak
“İnsanlar” filmini çeviremedi..
** ** **
Bugün kendi hücrelerime ihanet ettim. Koca bir çuval yem alıp, dünyanın kamikazelerini besledim.
Ve ne radyasyonlu yaprakların, ne kümesteki grip kanatlıların, ne de mezbahadaki delirtilmiş danaların -
habis hücrelerin er ya da geç, kendi kendisini S.A.R.S.ıp, yok edeceğini bildiğim halde;
dünyanın bu illetten bir an önce kurtulabilmesi,
yeniden eski sağlığına;
kuşlarına, dinamit bilmez balıklarına, yemyeşil yapraklarına,
billur ırmaklarına, tertemiz yağmurlarına,
kapkara topraklarına kavuşabilmesi için dua ettim...
düş hekimi yalçın ergir http://www.ergir.com
(fondaki kuş sesleri Mayıs 2005'te bir düş hekimi tarafından,
insanların varabilmeleri için zahmet etmeleri gereken bir yerde,
sırtüstü yatar, pofuduk bulutlara bakarken kaydedilmiştir)