müzik için ActiveX denetimlerinin

çalışmasına izin vermeniz gerekebilir

 

 

 

 

 

 

ORTODONTİ NEDİR?

 

Zamanım çok dar, yazacaklarım üç kelime ile sınırlı olsaydı,

uyku kardeş de elini uzatsaydı; bu yazının başlığı “Ortodonti Ne Değildir” olabilirdi.

 

Anlatacaklarım, Dişhekimliği Fakültesi’nden sonra bir de ortodonti doktorası yapmış ortodontistlere değil;

konuya uzak ama bu konuda da bilgilenmek isteyeceklere sihirli bir dünyanın, yirmi dokuz senelik bir birikimin, tekniklere girmeden amatörce özetinin özeti.

 

** ** **

Ortodonti; diş hekimliğinin, problemli diş dizilimleri, çenelerin kapanış bozuklukları ile ilgili olan dalı; güzel (hem de çok güzel) sanatıdır.

 

Ortodontistler kitap bilgisinin yanısıra, estetik anlayışlarıyla da telli turnalarına bir heykeltıraş, bir ressam gibi yaşam boyu taşınacak düzgün diş dizilimi, çene fonksiyonları, güzel bir yüz ifadesi vermeye çalışırlar.

 

Sıcak bir tebessüm, arkasındaki sağlıklı sıralanmış dişlerle anlam kazanır. O güzelim saçlar, o güzelim gözler, bir gülümsemeyle bütün büyüsünü yitirebilir. Eğri büğrü köpek dişleri, bir “seni seviyorum”u bile acımasızca öğütebilir.

 

Dişlerin düzgün sıralanışı, ortodontistlerce dişlerin üzerine yapıştırılan küçük braketler ve braketlere tutturulan akıllı tellerin uyguladığı kuvvetlerle elde edilir.

 

Teller demiryolu, braketler vagon, dişler yolcudur. En ideali, bu braketleri kısa süre hatta hiç takmadan düzgün sıralanımı elde etmektir. Bunun için de küçük yaşlardan itibaren yapılacak kontrollerle dişlerin düzgün çıkması sağlanmaya çabalanır.

 

Dişler daha çıkarlarken ideal konumda yer almalarının önlemleri alınmalıdır. Bu, daha sonraki yıllarda yerinde çıkmamış dişleri tellerle düzeltmekten çok daha kolay ve kalıcıdır. Erken kontroller, diş dizilimini bozan etkenlere, yanlış alışkanlıklara müdahale açısından da önemlidir. Diş dizilimini bozan etkenler başta kalıtım olmak üzere, erken süt dişi kayıpları, yutkunma ve solunum fonksiyonlarındaki bozukluklar, parmak emme, dil itimi gibi olumsuz alışkanlıklar olabilir ki bu alışkanlıklarla mücadele, bir insanın göz kırpma refleksini kontrol edebilmesi, değiştirebilmesi kadar zordur. Bu mücadele çocuğun hayatını zehir etmeyecek basit protezlerle yapılır.

 

Bir yandan ağızda normal düşme zamanına kadar kalabilmesi ve yerinin kapanmaması için çürük süt dişlerine dolgu hatta kanal tedavileri yapılır, çekimlerinden kaçınılırken,

kimi zaman da sapasağlam süt dişleri, ortodontistlerin analizleriyle alttan gelen daimi dişi yönlendirmek amacıyla henüz düşme zamanı gelmeden çektirilebilir.

 

Dişlerdeki eğrilikler, çevre dokularında sağlıksız bir durum olmadıkça ileri yaşlara kadar tellerle düzeltilebilir. Erişkinlerde dişlerin şehirlerarası yolculukları daha yavaş ve daha kısa mesafelerde gerçekleşebilir. Erişkin ortodontisinde amaç estetiğin yanı sıra, sıkışıklıktan dolayı temizlenmesi güç olan dişlerdeki ara yüz çürüklerini, taş birikimini, diş eti hastalıklarını ve buna bağlı diş kayıplarını önlemektir.

 

Kusur diş sıralanışında değil de, kemiksel olarak çenelerin birbirleri ve kafatasıyla olan ilişkilerinde olduğunda, bu ergenlik çağından daha önce ele alınması gereken bir durumdur; aksi halde cerrahi uygulamalar devreye girebilir. Cerrahi uygulamalar ise cömertçe başvurulan bir yöntem olmamalıdır.

 

Dişlerin sığamadığı durumlarda sağlam dişlerden eksiltilerek yer açılması yoluna gidilebilir ancak bu son tercih olmalıdır. Kanımca, dişlerin hafif eğri kalması, yaşlılıkta çok lazım olacak sağlam diş çekimleri ile elde edilecek güzellikten daha iyidir.

 

Bazı tedaviler, hastalıktan daha berbat olabilir. Yer darlığı açısından sınır vakalarda, mine dahilinde kalmak üzere aşındırmalarla yer açılabilir. Limitli de yapılsa, yer sağlamak için dişlerden yapılacak aşındırmalar dişin minesine zararlıdır; dişi çürüğe daha yatkın bir hale getirebilir. Ama çürüğe daha yatkın, belki de ileride doldurulma adayı bir dişin, hiç olmayan bir dişten daha iyi olduğuna inanıyorum.

 

Bazı burun ameliyatı geçirmiş ve yeni burunları yüzlerinin ölçeğiyle uyumlu olmayanları görürsünüz. Estetik anlayışı, tornadan çıkmış, doğal karakterinden çok uzaklara düşmüş olmamalıdır. Her diş dizilimi parmak izi gibi farklı, ta kendisine özgüdür. Hedeflenen yeni dizilimde irsiyet, yüzün şekli, profili, cinsiyet hatta karakter göz ardı edilmemelidir. HAFİF bir çapraşıklık, asker gibi dizilmiş, abartılı bir porselen protez gibi duran dişlerden daha estetik olabilir.

 

Çocukların dişlerini düzeltir, iskelet yapılarını zorlarken; ağzın dışında yer alan, kafadan dolaşan büyük aygıtlara da gerek olabilir. Ama tedavi hastalıktan daha ağır olmamalıdır. Bazı özel durumlarda “bırak o da öyle kalıversin” demek; çok ağır, çocuğun psikolojisini, güzelim yıllarını berbat edecek bir tedaviye tercih edilebilir.

 

Eskiden, dişlerin üzerine braketler yapıştırılmadan önce tek tek dişlere çelik yüzükler takılırdı ki – bu gerçekten hem bir Çin işkencesi, hem de ağır hijyen problemiydi. Zamanımızda takılan minicik braketler hem az yer kaplar, kolay temizlenir, hem de uygulama sırasında hiç bir acı vermezler. Aslında ortodontik tedavilerde, ilk günlerdeki hafif hassasiyet hariç ağrıdan pek

söz edilemez.

 

Tellerin dişleri çürüttüğü hakkında da yanlış bir inanış vardır. Teller, braketler dişleri çürütmez; sadece yiyecek artıklarının daha çok tutunduğu bir ortam yaratırlar. Yiyecek artıkları, telsiz ağızlarda da aynı çürük riskini oluşturur. Ortodontik tedavilerde, zaten yaşam boyu olması gerektiği gibi özenli bir fırçalama şarttır. Tertemiz ağızları, telli de olsalar, abartmamak şartıyla dolapta çivi gibi kola bekleyebilir.

 

Yaşamın her alanında olduğu gibi, ortodontik tedavilerde de elde edilen güzelliği korumak en az elde etmek kadar emek gerektirir. Yeni pozisyonlarında yeterli süre korunamayan dişler vagonlarla getirildikleri diyarlara doğru yaya olarak yola çıkarlar.

 

Bir zamanlar dişlere takılmış tellerle dolaşmak utanılacak bir hadise iken, şimdi duvarlarındaki telli Tom Cruise, tedavisi bitmiş Britney Spears gibi artist, şarkıcı posterleri, renkli lastikler, şeffaf plaklar ile gençler arasında oldukça yaygın bir durumdur. Artık teknoloji harikası minicik braketler, uzay araştırmaları ürünü titanyum alaşımlarla, hiç kimsenin, yağmurun bile böyle küçük t-elleri yoktur.

 

Son sözüm, meslek seçimi aşamasında kara kara düşünenlere;

hem fizikten, hem biyolojiden, sağlıktan, sanattan, psikolojiden aynı derecede hoşlanıp “hepsi” diyorsanız,

çalışırken komik sohbetler yapabilmek, masum sırlara ortak olabilmek,

hayatınızı hep gençlerle, geleceğin sahipleriyle paylaşıp sonsuza kadar genç kalmak istiyorsanız,

mahallemin güzel diş hekimi Rezzan Abla’nın yıllar önce, bu aşamadayken bana önerisini tekrarlamak istiyorum:

 

iki kere düşünmeyin – her şey yolunda,

önce diş hekimi, sonra da “Ortodontist olun”.

 

 

dr. yalçın ergir  -  ortodontist

 

tel : 0 312 4278487  fax: 0 312 4674772 

bülten sok.,  21/1,  kavaklıdere  ankara

dushekimi@ergir.com     http://www.ergir.com

 

 

 

 

 

Köpek dişi üst çenede gömülü ise, ama röntgendeki pozisyonu ümit veriyorsa, komşu dişler köpek dişinin hareketi sırasında riske girmeyecekse, hastanın yaşı ve genel sağlığı da uygunsa, cerrahi ve ortodonti el ele verip gömülü dişi, diş diziliminde olması gereken yere getirmelidir.

 

Bunun için önce dişin ve kemiğin üzerinde bir pencere açılır. Kanama kontrolünü takiben kemik içinde derinlerdeki mine dokusuna minik metal tutucu (braket) yapıştırılır. Yara tamir dokusunun bir süre sonra braketin üstünü örtmesi bekleneceğinden dışarıya uzanacak ince çelik teller bükülür.

 

Çenedeki tüm dişlere braketler uygulanmıştır ve uygun bükümlü titanyum bir tel bu braket oluklarından geçmektedir. Titanyum telden - gömülü dişten uzanan çelik uzantılara yaylar ve elastik iplikler bağlanır; gömülü dişin kemiğin içinde bir denizaltı gibi yuvaya uzun yolculuğu artık başlamıştır.

 

Belki kesi yerinde olmasa da, kuvvete maruz kalan dişlerde bir iki gün süreyle ağrı olabilir.

 

Bu yolculuk bir seneyi aşkın sürebilir, gömülü dişin üzerindeki braket kopup yeniden yapıştırılması gerekebilir, tel değişimlerinden sonra ağrı oluşabilir,

 

AMA DEĞER.

 

Çünkü hiçbir yapay diş, insanın kendi dokusu gibi olamaz.

 

Zamanında çekilmiş dişlerin yerine, çene kemiğine uygulanan titanyum implantlardaki teknoloji baş döndürücü süratle gelişse de,

en mükemmel implant, insanın kendi sağlıklı diş köküdür.

 

Diş eti seviyesinde kırık bir kök bile kanımca, çevre dokusu sağlıklı - kanal tedavisi kusursuz ve kök uzunluğu yeterli ise, yapay uygulamalardan çok daha değerlidir.

 

Bu yüzden yirmili yaşlarda çıkarken çok üzebilen yirmi yaş dişleri de, sağlıklı bir şekilde çıkmasına yardımcı olunabilirse, yaşlılık yıllarının bankadaki "ömür boyu vadeli" dişi, paha biçilmez doğal implantı olabilecektir.

 

Zaten hiçbir diş hekimi sağlığına kavuşturabileceği bir dişi kök olarak kalmış bile olsa çekmeyecektir.

 

Yirmi yaş dişleri çıkarlarken yer darlığından dolayı öndeki dişlere basınç uygulayabilip, düzgün ya da düzeltilmiş sıralarının bozulmasına neden olabilir.

 

Ama işi düzgün dizilimler sağlamak olan bir ortodontist olmama rağmen, yine de "sıhhi bir zorunluluk yoksa":

yirmi yaş dişleri yüzünden kabul edilebilir oranda hafif eğrilmiş diş sıralanımı, yirmi yaş dişlerinin çekimi ile engellenmiş düzgünlüğe tercihimdir.

 

 

dr. yalçın ergir  -  ortodontist

 

tel : 0 312 4278487  fax: 0 312 4674772 

bülten sok.,  21/1,  kavaklıdere  ankara

dushekimi@ergir.com     http://www.ergir.com

 

 

 

 

 

 

Zor elde ettiklerinizin kıymetini bilirsiniz;

 

bu küçük öykümüz de, bir zor elde edişle,

bir kıymet bilişle ilgili...

 

 

 

Dişlerinin diziliminde, çenelerinin kapanışında bozukluğu olan bir insan, yiyecekleri çiğnemede, dişlerini temizlemede, düzgün konuşmada ve sımsıcak gülüşte problemler yaşayabilir. Bu yüzden de düşleri tel kafesler içinde tutsak olabilir.

 

Böyle zamanlarda Ortodonti yetişir imdada

ve dişlere takılan tellerle, tel kafeslerin kapılarını açabilir, tutsak düşlere özgürce kanat çırptırabilir.

 

Nasıl Orhan Veli’nin işi gücü, hepimiz uykudayken gökyüzünü boyamaksa her sabah,

adımız Ebruli olmasa da, ortodontistlerin işi gücü, biraz gerçek, biraz düş,

bu sihirli telleri dişlere uygulamaktır.

 

Ancak özellikle iskeletsel bozukluklarda, bazen kuvvetlerin ağız dışı aygıtlarla kafadan, alından, enseden destek alınarak uygulanması gerekebilir.

 

Hiçbir ortodontist kendi çocuğuna takmayacağı bir sistemi hastasına uygulamaz; ama uygulaması şart olan durumlarda da çocuğa bu ağız dışı aygıtı günde on altı saat takması söylenebilecektir. Bu görüntü, çocuğu sosyal yaşamında mutsuz edebileceğinden, bir süre sona hastanın gizlice ya da açıkça bu aygıtı hiç takmama riski vardır.

 

Takmama riski genellikle tedavi olmayı çok istemeyen, hele ortodontik tedavi şansına kolaylıkla kavuşuvermiş çocuklarda daha sık görülmektedir.

 

Çünkü aslında ortodontik tedavi olabilmek, hastanelerdeki sıralar açısından, ya da maddi nedenlerle o kadar kolay değildir. Bu zorlukları yaşamayan, elde ettiğinin kıymetini, bu zorlukları aşamayan kadar bilemeyecektir –

tedaviden vazgeçivermesi de, başlayıvermesi kadar kolay olabilecektir.

 

Çoğu zaman bir ortodontist yolda yürürken, verdiği ağız dışı aygıtı takmayan bir hastasına rastlayabilir.

 

Çok nadiren de bir ortodontist yolda yürürken, verilmiş ağız dışı aygıtını sadakatle takan bir su satıcısı çocuğa rastlayabilir.

     

 

Ortodontist o anda hemen duracak;

pek çok çocuk, dünya kadar para verilmiş aygıtları çenelerinde değil, çekmecelerinde dururken ve

ılık sularda kulaç atarlarken –

serin sular satarak ailesine destek olmaya çalışan ağız dışı aygıtlı bu çocuğa saygı ve sevgiyle bakacaktır.

 

Yoksulluk hep vardır; dünya döndükçe yoksulluk da aşk gibi hep var olacaktır. Eskiden toprak testiyle su satan çocuklar şimdi pet şişelerle, ileride de kim bilir hangi sayısal sistemlerle sokaklarda su satacaktır

ve bu kavurucu koşturmada, bir de enseden dolaşan bir kuvvet sistemini kimse görmese bile sadakatle uygulamak kolay değildir.

 

Bir yandan meslek lisesine devam eden, babasının sağlık güvencesiyle bir üniversite hastanesinde tedavi imkanı yakalamış ve bunun kıymeti ruhunun taa derinliklerine işlediği belli olan çocuğun hemen dişlerini inceleyen ortodontist, ağzının bakımını da, üniversitedeki doktorunu da çok takdir edecektir.

 

Elbette iyi giden bir tedavi devam edecektir, ama bir talihsizlikle tedavi devam edemezse endişesiyle kartını uzatacak, o durumda tedavisine gönülle devam edebileceği sözünü de verecektir.

 

Bu sadakat hepimize örnek olmalıdır;

sadakat birilerine söylerken değil,

birileri görmezken değerlidir.

 

“Yüksek Sadakat”, sadece güzelim “Aşk Durdukça” şarkısını söyleyen grubun adı değil,

su satan bir çocuğun kavuştuğu tedaviyi sahiplenişidir.

 

Bu bir dediği iki edilmemiş pek çok yürek için küçük bir örnektir.

 

Zaten topluma örnek olmuş büyük insanların çoğunun uygulamalarında,

çocukluklarında, geçirdikleri zor dönemlerin izleri

ve elde ettiklerinin kıymetini bilişlerinin öyküleri gizlidir…

 

düş hekimi yalçın ergir

http://www.ergir.com

 

 

 

 

Ortodontist olmak isteyen öğrencilere

 

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ'NDE

 

 

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ'NDE

 

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ'NDE

 

 

27 mayıs-2 haziran/2006

 

KIBRIS

 

 

 

6. Bahar

Sempozyumu

 

24-26 Şubat 2006

Mulhouse & Roffach / FRANSA

 

PLATİN ÇOCUKLAR'IN ÇOCUKLARI

(çocukların çocukları)

 

5 ekim 2006

 

Erişkin hastalar için estetik braketler (kırmızı noktalar yapıştırmada rehberlik içindir; bir - iki günde silinecektir)

 

sürpriz

düş'hane

 

 

 

Son Kuşlar, Son Babalar, Son Patronlar...

(powerpoint sunum)

 

 

12 şubat 2010;

dalından yere -

bir başka uzun yolculuğa çıkarken

 

23 Haziran 2010;

damlanın yolculuğu

 

 

hacettepe üniversitesi

diş hekimliği fakültesi'nde konferans

11 haziran 2010

 

** ** **

dr. yalçın ergir

ortodontist

 

 

http://www.ergir.com,