
müzik için ActiveX denetimlerinin
çalışmasına izin vermeniz gerekebilir
|
|
|
||
|
|
Köpek dişi üst çenede gömülü ise, ama röntgendeki pozisyonu ümit veriyorsa, komşu dişler köpek dişinin hareketi sırasında riske girmeyecekse, hastanın yaşı ve genel sağlığı da uygunsa, cerrahi ve ortodonti el ele verip gömülü dişi, diş diziliminde olması gereken yere getirmelidir.
Bunun için önce dişin ve kemiğin üzerinde bir pencere açılır. Kanama kontrolünü takiben kemik içinde derinlerdeki mine dokusuna minik metal tutucu (braket) yapıştırılır. Yara tamir dokusunun bir süre sonra braketin üstünü örtmesi bekleneceğinden dışarıya uzanacak ince çelik teller bükülür.
Çenedeki tüm dişlere braketler uygulanmıştır ve uygun bükümlü titanyum bir tel bu braket oluklarından geçmektedir. Titanyum telden - gömülü dişten uzanan çelik uzantılara yaylar ve elastik iplikler bağlanır; gömülü dişin kemiğin içinde bir denizaltı gibi yuvaya uzun yolculuğu artık başlamıştır.
Belki kesi yerinde olmasa da, kuvvete maruz kalan dişlerde bir iki gün süreyle ağrı olabilir.
Bu yolculuk bir seneyi aşkın sürebilir, gömülü dişin üzerindeki braket kopup yeniden yapıştırılması gerekebilir, tel değişimlerinden sonra ağrı oluşabilir,
AMA DEĞER.
Çünkü hiçbir yapay diş, insanın kendi dokusu gibi olamaz.
Zamanında çekilmiş dişlerin yerine, çene kemiğine uygulanan titanyum implantlardaki teknoloji baş döndürücü süratle gelişse de, en mükemmel implant, insanın kendi sağlıklı diş köküdür.
Diş eti seviyesinde kırık bir kök bile kanımca, çevre dokusu sağlıklı - kanal tedavisi kusursuz ve kök uzunluğu yeterli ise, yapay uygulamalardan çok daha değerlidir.
Bu yüzden yirmili yaşlarda çıkarken çok üzebilen yirmi yaş dişleri de, sağlıklı bir şekilde çıkmasına yardımcı olunabilirse, yaşlılık yıllarının bankadaki "ömür boyu vadeli" dişi, paha biçilmez doğal implantı olabilecektir.
Zaten hiçbir diş hekimi sağlığına kavuşturabileceği bir dişi kök olarak kalmış bile olsa çekmeyecektir.
Yirmi yaş dişleri çıkarlarken yer darlığından dolayı öndeki dişlere basınç uygulayabilip, düzgün ya da düzeltilmiş sıralarının bozulmasına neden olabilir.
Ama işi düzgün dizilimler sağlamak olan bir ortodontist olmama rağmen, yine de "sıhhi bir zorunluluk yoksa": yirmi yaş dişleri yüzünden kabul edilebilir oranda hafif eğrilmiş diş sıralanımı, yirmi yaş dişlerinin çekimi ile engellenmiş düzgünlüğe tercihimdir.
dr. yalçın ergir - ortodontist
tel : 0 312 4278487 fax: 0 312 4674772 bülten sok., 21/1, kavaklıdere ankara dushekimi@ergir.com http://www.ergir.com
|
|
|
|
Zor elde ettiklerinizin kıymetini bilirsiniz;
bu küçük öykümüz de, bir zor elde edişle, bir kıymet bilişle ilgili...
Dişlerinin diziliminde, çenelerinin kapanışında bozukluğu olan bir insan, yiyecekleri çiğnemede, dişlerini temizlemede, düzgün konuşmada ve sımsıcak gülüşte problemler yaşayabilir. Bu yüzden de düşleri tel kafesler içinde tutsak olabilir.
Böyle zamanlarda Ortodonti yetişir imdada ve dişlere takılan tellerle, tel kafeslerin kapılarını açabilir, tutsak düşlere özgürce kanat çırptırabilir.
Nasıl Orhan Veli’nin işi gücü, hepimiz uykudayken gökyüzünü boyamaksa her sabah, adımız Ebruli olmasa da, ortodontistlerin işi gücü, biraz gerçek, biraz düş, bu sihirli telleri dişlere uygulamaktır.
Ancak özellikle iskeletsel bozukluklarda, bazen kuvvetlerin ağız dışı aygıtlarla kafadan, alından, enseden destek alınarak uygulanması gerekebilir.
Hiçbir ortodontist kendi çocuğuna takmayacağı bir sistemi hastasına uygulamaz; ama uygulaması şart olan durumlarda da çocuğa bu ağız dışı aygıtı günde on altı saat takması söylenebilecektir. Bu görüntü, çocuğu sosyal yaşamında mutsuz edebileceğinden, bir süre sona hastanın gizlice ya da açıkça bu aygıtı hiç takmama riski vardır.
Takmama riski genellikle tedavi olmayı çok istemeyen, hele ortodontik tedavi şansına kolaylıkla kavuşuvermiş çocuklarda daha sık görülmektedir.
Çünkü aslında ortodontik tedavi olabilmek, hastanelerdeki sıralar açısından, ya da maddi nedenlerle o kadar kolay değildir. Bu zorlukları yaşamayan, elde ettiğinin kıymetini, bu zorlukları aşamayan kadar bilemeyecektir – tedaviden vazgeçivermesi de, başlayıvermesi kadar kolay olabilecektir.
Çoğu zaman bir ortodontist yolda yürürken, verdiği ağız dışı aygıtı takmayan bir hastasına rastlayabilir.
Çok nadiren de bir ortodontist yolda yürürken, verilmiş ağız dışı aygıtını sadakatle takan bir su satıcısı çocuğa rastlayabilir.
Ortodontist o anda hemen duracak; pek çok çocuk, dünya kadar para verilmiş aygıtları çenelerinde değil, çekmecelerinde dururken ve ılık sularda kulaç atarlarken – serin sular satarak ailesine destek olmaya çalışan ağız dışı aygıtlı bu çocuğa saygı ve sevgiyle bakacaktır.
Yoksulluk hep vardır; dünya döndükçe yoksulluk da aşk gibi hep var olacaktır. Eskiden toprak testiyle su satan çocuklar şimdi pet şişelerle, ileride de kim bilir hangi sayısal sistemlerle sokaklarda su satacaktır ve bu kavurucu koşturmada, bir de enseden dolaşan bir kuvvet sistemini kimse görmese bile sadakatle uygulamak kolay değildir.
Bir yandan meslek lisesine devam eden, babasının sağlık güvencesiyle bir üniversite hastanesinde tedavi imkanı yakalamış ve bunun kıymeti ruhunun taa derinliklerine işlediği belli olan çocuğun hemen dişlerini inceleyen ortodontist, ağzının bakımını da, üniversitedeki doktorunu da çok takdir edecektir.
Elbette iyi giden bir tedavi devam edecektir, ama bir talihsizlikle tedavi devam edemezse endişesiyle kartını uzatacak, o durumda tedavisine gönülle devam edebileceği sözünü de verecektir.
Bu sadakat hepimize örnek olmalıdır; sadakat birilerine söylerken değil, birileri görmezken değerlidir.
“Yüksek Sadakat”, sadece güzelim “Aşk Durdukça” şarkısını söyleyen grubun adı değil, su satan bir çocuğun kavuştuğu tedaviyi sahiplenişidir.
Bu bir dediği iki edilmemiş pek çok yürek için küçük bir örnektir.
Zaten topluma örnek olmuş büyük insanların çoğunun uygulamalarında, çocukluklarında, geçirdikleri zor dönemlerin izleri ve elde ettiklerinin kıymetini bilişlerinin öyküleri gizlidir…
düş hekimi yalçın ergir
|
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
** ** **
dr. yalçın ergir
ortodontist