TAVŞAN ÇİKOLATA

 

 

Küçük bir çocukken; Flamingo Pastanesi Kızılay'daydı, az ötesinde de Penguen Pastanesi vardı. Oraya her gidişimizde gözüm tavşan çikolatalarda kalırdı, bir kaç kere istemiştim ama bizimkiler de almamış, büyük ihtimalle alamamıştı.

 

Bu tavşan çikolata acayip büyüleyici bir şeydi benim için. Gözümün önüne onu ısırışımı getiriyor, düşünürken bile çok mutlu oluyordum.

 

Derken unutup gitmiştim tavşan çikolatayı.

 

Ama o beni; cama burnunu dayayıp ağzı sulanarak izleyen, saçları malak yalamış gibi taralı çocuğu unutmamıştı;

asırlar sonra çıkıp geliveren eski bir dost gibi Kavaklıdere'deki Flamingo Pastanesi'nde yine karşımdaydı.

 

" 2 tane şu tavşan çikolatalardan; teki çok acele lütfen" dedim tezgahtara.

 

Hemen oracıkta, tezgahtarın şaşkın bakışları arasında yiyip bitirdim tekini.

 

Kasaya gittiğimde, yarın hayatında hiç tavşan çikolata yememiş bir garibana vereceğim tavşan çikolatayı gösterip:

 

- 2 tane tavşan çikolata; tekini yedim...   dedim.

 

** ** **

 

Şimdi müthiş bir irade savaşı veriyorum.

 

Karşımda gözlerimi bir kapatsam bitirivereceğim bir tavşan çikolata;

bir yandan da, "Bir Zamanlar Amerika" fiminde, sevdiği kıza pasta götüren sokak çocuğunun, kapıda beklerken dayanamayıp parmak parmak pastayı yiyip geri dönüşü aklımda.

 

** ** **

Benim yediğimin içinden Willie Wonka'nın altın bileti çıkmadı;

ya bundan çıkarsa?...

 

düş hekimi yalçın ergir   http://www.ergir.com

(Flamingo hala açıkken)

 

PANO'YA DÖNÜŞ