YAĞMURDAN SONRA

 

Ne kadar uzaktadır yüz yıl?

 

Nereden sapmak, hangi trafik lambasından sağa dönmek gerekir;

yüz yıl öncesine, Sirkeci İstasyonu’na varabilmek için?

 

Arnavutluk’un güneyindeki Drin Nehri kıyısındaki Ergir Castri (Argyrokastro ya da Gjirokastër)’den yola çıkan;

kapkara bir trenle Manastır, Selanik üzerinden İstanbul’a gelen

ve bir daha asla geri dönemeyen küçük Nafiz’i karşılayabilmek için?

 

Nereden anlatmaya başlayabilirim; “Oyun İstasyonları”ndan çıkmayan yeni kuşaklara,

beş yüz yıl Balkanlar’da yaşamışların sadece yüz yıl ötedeki amansız tehcirini; etnik temizliğini?

 

Nafiz kadar şanslı olamayıp, çamurlu göç yollarında katledilenleri;

tifüsten, hatta açlıktan ölenleri,

evleri damları yakılıp yıkılanları,

İstanbul’a perişan varabilenlerin hazin görüntülerini?

 

Bir yandan Sirkeci İstasyonu’nundan savaşa asker gönderilirken, bir yandan çoluğuyla, çocuğuyla, öküzüyle, kağnısıyla, çıplak ayağıyla, Eminönü Limanı’ndan Anadolu’ya geçirilişlerini?

 

Ne kadar uzaktadır yüz yıl;

hangi anlatılamayacak yıldız kadar?

 

Ne kadar uzaktadır yaşanananlar;

yüz yıl sonra anlaşılamayacak kadar?

 

Neden “en çok satan kitaplar listesi”nde yer almaz içi en dolu satırlar?

 

Aralık 2005’in ATLAS Dergisi’ni - Osmanlı'nın en çarpıcı, en renkli,

ama bir yandan da en hazin mirasını barındıran "Balkanlar" yazısını bitiriyorum;

göz yaşlarım yağmur olmuş, fotoğraflarını ıslatıyorum.

 

‘Yağmurdan Önce’ filmini değil;

yağmurdan sonrayı yaşıyorum.

 

Sora sora, İstanbul’u buluyor; ana baba günü bir istasyona varıyorum.

Orada hiçbir şeyi; ama hiçbir şeyi olmayan bir çocuğu karşılıyorum.

 

Küçük Nafiz’i büyütüyor, silah kuşatıyor; Selanik göçmeni Huriye’yle evlendiriyorum.

 

 

Nafiz’in sapsarı saçlı bir oğlu oluyor;

adını kimbilir hangi göremediği akrabasının, hangi arkadaşının adı olan Pertev koyuyor.

 

 

Pertev’in de bir oğlu oluyor;

 

yüz yıllık yalnızlığın doğusunda,

Drin Nehri akarken içinden,

 

“Küçük Pertev”’in öyküsünü yazıyor...

 

düş hekimi yalçın ergir   http://www.ergir.com

 

 

Bu yazının sunum hali http://www.ergir.com/yagmurdan_sonra.htm adresindedir.

 

Küçük Pertev: http://www.dushekimi.com/kucukpertev.htm

 

fonda çalan şarkı:

 

Muammer Ketencoğlu’nun

Ayde Mori ({Haydi Kızlar}/(Kalan Müzik) albümünde yer alan

RAZBOLESE TSARE SULEYMAN

 

hastalanır Sultan Süleyman

aman Süleyman

beyaz şehirde, İstanbul’da aman

sorar oğlu İbrahim

aman İbrahim

üzülür müsün baba öleceğine

aman öleceğine

üzülmem oğlum öleceğime

aman öleceğime

üzülürüm sadık zevcemi bırakacağıma

aman bırakacağıma

 

** ** **

razbolese Tsare Suleymane aman

aman Suleyman

u biyelo gradu tsari gradu aman

aman tsare gradu

 

pi taoga sine İbrahime aman

aman İbrahim

yelti jao babo umriyeti aman

aman umriyeti

 

niye meni jao umriyeti sine aman

aman umriyeti

veç mi jao vyernu lubu ostaviti aman

aman ostaviti